90’lı yıllarda ben ilkokuldayken bir pazar günü annemle beraber arka mahallemizdeki Kuaför Yılmaz amcaya gittik. Annem saçlarımı kestirmek istiyordu. Kuaför masasına oturdum, uzun örgülü saçlarım için annem; “kulak memesine kadar” diyordu. O zamanlarda benim yaşadığım şehirde, okullarda bit problemi vardı.☺ Bu büyük problemden ben de nasibini alan küçük bir kızdım. Kesim önlüğünü omzuma bağlayan kuaför çırağı elindeki şişeyle saçımı ıslatıyordu. Islak saçlarım boynuma doğru değdikçe korku katsayım artıyordu. Bana ne olacağını bilmiyordum ama iyi birşey olacakmış gibi düşünmüyordum. Ve olan oldu… Geçtiğimiz yıllarda çok popülerleşen bob kesim saçlarım, önümde bir kahkül ayna ve ben 🙂 Bu kara günden sonra okula gitmek istemediğim gibi, platonik olarak aşık olduğum çocuğun da bu saçlarla beni görmesini istemiyordum. Yaşam enerjim çekilmişti. Tek düşüncem saçlarımdı. Ah onları bir toplayabilsem, sanki bu evrenin bütün sorunu çözülecekti. Canım annem ne kadar üzgün olduğumu anlayamıyordu. Her sabah saçlarımı tarıyor, beni öpüyor kokluyor okula gitmem için hazırlıyordu. Genel olarak kadınların saçını kısa kestirmek konusunda çekingen davrandıkları hatta fobi haline getirdikleri bilinen bir gerçektir. 90 lı yılları yaşayan kuşak, bu trendden etkilenmiştir. Ben de uzun yıllar saçlarımı kestirmekten hep çekindim. Son yıllarda kısa saça merakım, çocukluk yıllarında yaşadığım travmayı yenmeyi istediğim için oldukça arttı. Neyse ki dün uzun zamandır gerçekleştirmek istediğim değişimi Emrah Demirci ile başardım. Annemin Kuaför Yılmaz Amcaya tarif ettiği modelden feyz aldın mı diye soracak olursanız, travmam elbette aklımın bir köşesindeydi. Bugün içimde farklı bir enerji var. Aynaya baktığımda güçlü kadını görüyorum. Saçımı çok sevdim, travmamı yendim, eve gidip annemi öptüm 🙂