90’lı yılların başında yaşadığım apartman dairesinin altında dedemin bakkalı vardı. Küçücük bir bakkal dükkanı benim için harikalar diyarıydı. Kutulardaki halleylerden, bayram şekerlerine kadar, çilekli tipitip sakızlarından, çikolatalı gofretlere kadar hepsinin bana ait olduğunu düşünürdüm. Onları almak için herhangi bir bedel ödemem gerekmezdi. Yeri ve zamanı, durumu ve olayları kavrayamadığım için, herhangi bir vakitte kolayca isterdim. Canım dedeciğim de benim pırıl pırıl akan gözyaşlarıma dayanamaz, sonunda pes ederdi. Karnımızın doyduğu ama tabağımızın boş kalmadığı yaşlar vardır. Ne kadar istersek isteyelim, ne zaman istersek isteyelim, hep bize doğru gelen o yaşlar çocukluk döneminin ilk yıllarıdır. Sonraki yıllar hayatımızın sorumluluğunu kendi elimize aldığımız, verdiğimiz kararlarla gelecek yaşantılarımızı etkilediğimiz süreçlerdir. Bir yetişkini çocuklardan ayıran en temel özellik sorumluluk alma bilincidir. Okul, evlilik, aşk, iş hayatı, kariyer, sosyal hayat ve aile ilişkileri gibi hayatın her alanında sorunların sorumluluğunu almamız gerekir.