Bilimsel gerçekliği olmayan yanlış inanışlar, cinselliği özgürce yaşamayı sınırlandırır.

Toplumumuz cinsellikle ilgili yanlış inanışlara sahiptir. Bilimsel bir gerçekliği olmayan bu inanışlar genellikle kapalı toplumlarda nesilden nesile aktarılır. Cinselliği kendi doğal yapısında öğrenemeyen bireyler, cinsel hayatlarında gerçek dışı beklentilere girerler. Bu beklentiler eşliğinde kendilerini yetersiz hissedip, özgüven problemleri yaşarlar. Cinsel işlev bozukluklarının temelini toplumun gerçek dışı inanışları belirler. Cinsel yaşam, insanlar için diğer yaşam alanları kadar önemlidir.
Cinsellikte görülen yanlış inanışlara zemin hazırlayan en önemli etken, cinsel eğitimin uygun zamanda verilmemesidir. Cinsellikle ilgili konular aile içinde ve okullarda bilimsel olarak konuşulamadığı için, eksik ve hatalı bilgilerle donanmış bireyler yetişmektedir.