Çocukken 80’lerin son yıllarında bir apartman dairesinin iki katında yaşıyorduk. Evimizin bir katı tam anlamıyla depoydu. Babaannem Almanya’dan envai çeşit süs eşyası, mutfak eşyası, misafir servisleri, süt bardakları, Samsun’da hiç görmediğimiz elektronik mutfak eşyaları getirirdi. Annemse üst katta sakladığı “sihirli eşyaları” misafir geleceği zaman kutularından çıkarır, sofra kurardı. Bu çok fazla olmazdı, yılda üç kereyi geçtiğini hatırlamıyorum. Uzaktan gelen eşyalar bizim evin ana eşyalarından nispeten daha lüks görünürdü. Misafir gelenler bilirdi ki o güzel yemek takımları onlar için sofraya açılırdı. Yemekten sonra kahveler içilir, geç saatlere kadar evde hareketlilik devam ederdi. Sonra yıllar geçti, babaanne paketleri bir bir açıldı, evin raflarında gerçek yerlerini bulmaya başladı. Çünkü artık tüm hepsi mağaza vitrinlerinde boy gösteriyordu. Ama annemin “misafir odası”, “misafir servisi”, “misafir örtüsü” algısı hiç değişmedi. Her zaman sevdiği çatal bıçak setini misafire sakladı. Bize hazırladığı çeyizleri hiç açmadı. Öylece kala kaldı çeyizler sandıklarda☺️ Sonra ben İstanbul’a taşındım. Taşındığım vakit, annemin Samsun’dan gönderdiği üç ayrı koli ile kendimi baş başa buldum. Canım annem sevdiği ve kullanmaya kıyamadığı ne kadar güzelce tabak, servis varsa hepsini bana göndermişti. Ben de memnuniyetle ikea tabaklarını kaldırıp, bu güzellikleri raflara dizdim. Peki sonra? Sonra bir gün annemle görüntülü konuşma vakitlerimizin birinde, annem güzel tabaklarını, servislerini masamda görünce “misafirin mi var Mehtap?” “Kim geliyor bakalım?” Diye takıldı bana. Anneme kimsenin gelmediğini, haftasonunu yalnız geçireceğimi söyledim. “Peki kızım neden o servisleri kullanıyorsun? Ben sana onları olur da misafirin gelir diye gönderdim” dedi. Anneciğim, bu hayatta “bizim eve” gelen en özel misafir BİZİZ. Hayatta hepimiz misafiriz. Ve hayat güzelleri bir sonraki zamana saklayacak kadar uzun değil… Biz bu güzel topraklarda, bu kültürde, bu geleneklerle büyüdük. Ama yokluktan, ama örf ve adetlerden aldığımız görgü ile Biz olduk. Kendimize biraz daha değer vermemiz gerekiyormuş gibi geldi bana. Sanki biraz daha sevmeliymişiz kendimizi..